Psikoloji 4 dk okuma
Alışkanlıklar Nasıl Oluşur? İpucu, Rutin ve Ödül Döngüsü
Alışkanlıkların arkasında üç parçalı bir döngü var: ipucu, rutin ve ödül. Bu döngüyü tanımak, istemediğiniz davranışı gevşetmenin ve yenisini kalıcı kılmanın en pratik yolu.
Yazar: Cemre Yalçınkaya
Günün büyük bölümünü karar vererek geçirdiğimizi sanırız ama yaptıklarımızın önemli bir kısmı aslında karar bile değildir. Sabah dişleri fırçalamak, arabaya binince kemeri takmak, çaydanlığı ocağa koyar koymaz telefonu eline almak gibi davranışlar düşünülerek yapılmaz; kendiliğinden akar. Zihin, sık tekrar edilen davranış zincirlerini tek bir paket hâline getirip otomatiğe bağlar. Bu paketlere alışkanlık diyoruz. Alışkanlıkların nasıl kurulduğunu anlamak, hem istemediğimiz davranışları gevşetmenin hem de istediklerimizi kalıcı kılmanın en pratik yoludur.
Üç Parçalı Bir Döngü
Alışkanlık davranışları çoğunlukla üç parçadan oluşan bir döngü olarak tarif edilir: ipucu, rutin ve ödül. İpucu, davranışı başlatan işarettir. Rutin, yapılan davranışın kendisidir. Ödül ise davranışın sonunda ortaya çıkan ve beynin "bunu tekrar et" diye kaydettiği tatmindir. Döngü yeterince tekrarlandığında araya bir dördüncü unsur daha girer: beklenti. Artık ipucunu gördüğünüz anda ödülü beklemeye başlarsınız ve asıl zorlayan şey de bu bekleyiştir.
İpucunu Tanımak
İpuçları sanıldığından çok daha sıradan şeylerdir. Genellikle beş başlıkta toplanır: yer, saat, duygu durumu, yanınızdaki kişiler ve az önce yaptığınız iş. Akşam kanepeye oturmak bir yer ipucudur. Toplantı bitiminde koridora çıkmak "az önce yapılan iş" ipucudur. Sıkılmak ya da gerilmek duygu ipucudur. Bir alışkanlığı çözmeye çalışırken önce şu soruyu yanıtlamak gerekir: Bu davranış tam olarak ne zaman, nerede ve neyin hemen ardından ortaya çıkıyor? Cevap netleşmeden geri kalan her adım tahmine dayanır.
Ödül Sandığınız Şey Olmayabilir
İnsanların en çok yanıldığı yer ödül kısmıdır. Öğleden sonra sürekli mutfağa gidip bir şeyler atıştıran biri, açlığın peşinde olduğunu düşünür. Oysa çoğu zaman aradığı şey yemek değil, masadan kalkmak, birkaç dakika ekrandan uzaklaşmak ya da koridorda biriyle iki laf etmektir. Ödülü test etmenin basit bir yolu vardır: aynı ipucu geldiğinde farklı bir rutin deneyin. Mutfağa gidip su içip masaya dönün. Huzursuzluk geçtiyse aradığınız ara vermekmiş demektir; geçmediyse başka bir ihtiyaç arıyorsunuz.
Alışkanlık Silinmez, Üzerine Yazılır
Yerleşmiş bir döngüyü tamamen ortadan kaldırmak zordur, çünkü ipucu hayatınızdan kolayca çıkmaz. Daha gerçekçi yaklaşım, ipucunu ve ödülü sabit tutup ortadaki rutini değiştirmektir. Akşam eve gelince kanepeye uzanıp saatlerce telefona bakan biri, aynı saatte aynı kanepeye oturup on dakika kitap okumayı deneyebilir. İpucu (eve gelmek, kanepe) ve ödül (gevşemek) yerinde kalır, yalnızca aradaki davranış değişir. Bu yöntem sıfırdan alışkanlık kurmaktan çok daha az irade ister.
Ortamı Değiştirmek İradeden Kolaydır
Davranışı zorlaştıran ya da kolaylaştıran şey çoğunlukla ortamdır. Görünürde duran şey yapılır, gözden uzak olan şey unutulur. Yürüyüş ayakkabısını kapının yanına koymak, telefonu şarja yatak odasının dışında takmak, atıştırmalığı rafın arkasına kaldırmak küçük görünen ama etkisi büyük müdahalelerdir. Her davranışın önüne bir iki adım eklemek onu belirgin biçimde seyrekleştirir; önündeki engelleri kaldırmak ise sıklaştırır. İrade dalgalanır, ortam ise her gün aynı yerde durur.
Küçük Başlamanın Gerçek Nedeni
Yeni bir alışkanlığa çok iddialı bir hedefle başlamak sık yapılan hatadır. İlk hafta günde bir saat yürüyen biri, ikinci haftanın yoğun bir gününde bunu tamamen bırakır. Oysa amacı süre değil, tekrar sayısı olarak düşünmek gerekir. Beş dakikalık bir yürüyüş bile döngüyü besler, çünkü asıl kurulan şey mesafe değil "eve gelince ayakkabıyı giyme" bağıdır. Bağ kurulduktan sonra süreyi artırmak kolaydır; bağ kurulmadan süre artırmak ise her seferinde baştan başlamak demektir.
Mevcut Bir Davranışa Yaslamak
Yeni davranışı hâlihazırda otomatikleşmiş bir davranışın hemen arkasına yerleştirmek işe yarar. "Sabah kahvemi koyduktan sonra iki sayfa okurum" gibi bir kural, hatırlamayı zihne bırakmaz; hatırlatma görevini zaten her gün yaptığınız bir işe devreder. Kuralı yazarken belirsiz ifadelerden kaçının. "Daha çok su içeceğim" bir niyettir; "her yemekten önce bir bardak su içeceğim" ise ipucu tanımlanmış bir plandır. İkincisinin tutma ihtimali belirgin biçimde yüksektir.
Aksayan Günleri Yönetmek
Hiçbir alışkanlık kesintisiz ilerlemez. Hastalık, misafir, yolculuk ya da yorgun bir hafta zinciri kırar. Belirleyici olan kırılmanın kendisi değil, sonrasında olanlardır. Bir günün kaçması sonucu değiştirmez; iki günün üst üste kaçması ise davranışı eski hâline döndürmeye başlar. Bu yüzden basit bir kural işe yarar: aksayan günün ardından ertesi gün en küçük hâliyle bile olsa mutlaka tekrarlayın. Tam yapamıyorsanız yarısını yapın, çünkü amaç performans değil sürekliliktir.
Süre Meselesi
Bir alışkanlığın belirli bir günde otomatikleştiğine dair yaygın inanışlar vardır ama gerçek şudur: süre kişiye ve davranışın zorluğuna göre büyük ölçüde değişir. Bardak su içmek birkaç haftada otomatikleşebilirken düzenli egzersiz aylar alabilir. Bu yüzden takvime değil, davranışın giderek daha az düşünmeyle yapılıp yapılmadığına bakmak daha doğrudur. "Bugün yapayım mı" tartışması azaldıkça alışkanlık yerleşiyor demektir.
Alışkanlıkları anlamak, kendini suçlamayı bırakıp sistemi değiştirmeye geçmektir. Zayıf iradeli olduğunuz için değil, ipucu hâlâ orada durduğu ve ödül hâlâ çalıştığı için eski davranışa dönersiniz. Döngüyü parçalarına ayırıp ortadaki halkayı değiştirdiğinizde, ortamı biraz düzenlediğinizde ve aksayan günlerden sonra hemen geri döndüğünüzde değişim sanıldığından çok daha az mücadeleyle gelir.